26
Jan
09

Youtube konusunun iç yüzü

Youtube konusunun iç yüzü

Youtube neden yasaklandı? Bunu hepiniz bildiğinizi sanıyorsunuz değil mi? Aslında bilmiyorsunuz…
Bu iş bilmezliğin, sorun yaratmanın, dilin insanı vezir değil rezil etmesinin en güzel örneklerinden biri…
Yeni yasa çıkarken birçok kişi konuştu ama malum büroktratlarımız düşündü taşındı yasayı çıkardı. Sonra da acaba bu yasayla orayı burayı kapatıp, bu güçle büyük şirketlerin Türkiye’de şubelerinin açılmasını sağlarmıyızın hesabını yaptılar. Aslında bu Tayyip Erdoğan’ın liberal havasının tam tersi bir faaliyetti. Aslında bu AK partinin bakış açısına çok uzaktı. Ama bürokratlar bir acele ile, belki de kraldan çok kralcı davranarak hiç sonunu düşünmeden bu işi gerçekleştirdiler. Beklentileri, youtube.com’un aman üstadlar ne yapıyorsunuz diye yalvarması, sonra da sorunu çözdükten sonra başbakana gidip, bu bürokratlarınız harika insanlar deyip bir onay almaktı. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Youtube bir iki bu konuyla uğraştı. Sonra aman boşver dedi. Başbakanımız Hindistan gezisinde uçakta basın mensuplarına youtube’da birşeyleri sorana kadar kimse bu konuda çıkan cılız sesleri ciddiye almadı. Sonra Başbakanımız youtube’ün hala kapalı olduğunu farketti. Bunu basın mensuplarından öğrenmiş olduğu için şaşkınlığını belli etmeyip “ben giriyorum, siz giremiyor musunuz?” dedi.
Bu kadarı kameraların önünde yaşandı, hepiniz gördünüz.. Ama bu kısmından haberdar değilsiniz. Başbakan Türkiye’ye ayak basar basmaz, Ulaştırma Bakanını yanına çağırdı, bu nedir niye böyle hala açılmadı mı diye sordu… Malum Binali bey onlarca konuyla ilgilenmek zorunda olduğundan kontrol etme imkanını bulamamıştı. Zaten internette eğlenmek Binali beyin çok sevdiği birşey değil, bunu onu tanıyanlar çok iyi bilir. Binali bey, müsteşarını çağırıp, ya bu sie hala kapalı mı? Sizin yüzünüzden Tayyip beyin canı acaip sıkıldı bu konuyu halledin dedi. Müsteşarlar ise yeni ismiyle BTK’yı arayıp şu işi halledin dedi.
Sonra ne mi oldu? Etrafta bir koşuşturmaca ve youtube.com’un avukatları ile birkaç görüşme sonra akşam yemeği. Evde taşkala, konu unutuldu gitti. Bundan daha doğal birşey bilen var mı.. Malum o kişilerde devlet memuru, yoruluyorlar geçim sıkıntıları var. Başbakanımız youtube konusunda haberleri amerikadaki yakın akrabalarından aldığı, ulaştırma bakanı bu tip eğlencelere zaman ayıramadığı için, konu tozlu raflarda unutuldu gitti. İyi de oldu kim uğraşacak liberal bir dünya ile, önümüzde çok ciddi problemler var.
Ben zaten youtube’ün kapatılmasının bazı başka problemleri de ortadan kaldırdığını düşünüyorum. Bu dünyaya Türklerin neler yapabileceğini gösteren iyi bir ders oldu. Bu dersten herkes gerekeni almıştır umarım.

28
Oct
08

Kopyala Yapıştır Toplumu

Malatyaspor : saldirgan-olarak-bildirilmis-site_1225107254196

Kopyala Yapıştır Toplumu

Yıllardır hepinize hesap makinesinin insanın hesap yeteneğini yokeden bir cihaz olduğu söylenir durur. Doğrudur da.. Hesap yapmak gerekir….
Birkaç yıl önce bir filmde duyduğum bir söz çok dikkatimi çekmişti. “Guns don’t kill people. People kill people…” Yani silahlar insanları öldürmez, insanlar insanları öldürür.
Geleceğim nokta şu, eğer beyninizi çalıştırmak istemiyorsanız, hesap makinesi bahanedir.
Geçen hafta internet üzerinde farklı siteleri dolaştım, durdum. Amacım Türkiye’de ortalama kurum, kuruluşlara ait sitelerde tasarım ne noktada bunu anlamaktı.
Taraf gazetesinin yeşil rengi tasarımda başka hangi sitede var, ünlü bir sitenin tasarımı başka kim tarafından kullanılmış görmekti.
İlk size ekşisözlük isimli, fikrinin altına ismini yazmaktan aciz “insanların” sitesindeki anlam veremediğim dilin (ne Türkçe ne İngilizce ne de başka birşey), bir çok saçma sapan kopyalarının olduğunu anlatacağım. ( http://sozluk.sourtimes.org/ , http://www.uludagsozluk.com/ , http://www.privatesozluk.com/ )
Ne üzücü değil mi? Bu dejenere yapı gittikçe yayılıyor. Çirkin magazin programları gibi gelişip duruyor. Nereye kadar gelişir sorusunun cevabı bence çok net. Ölene kadar… Bu günün de çok uzak olmadığı kesin.
Bu ortalama entellektüel seviyeye erişmiş herkesi üzen bir gerçek. Ancak bu insanların düşük zeka seviyesi tarafından anlaşılmasını beklemek çok yersiz olduğu için, o grubun ekşisözlük gibi yerlerde sürüler halinde ve isimlerini belirtmeden dolaşmasını anlamak çok yerinde oluyor bence… National Geographics seyreden herkes bunun hangi tip hayvanların davranış biçimine benzediğini çok iyi bilir.
Bu kadarı hadi neyse denilecek bir durum. Taraf gazetesi son dönemlerde halk tarafından gündemde olan yayınlardan biri. ( http://www.taraf.com.tr/ )Ancak sitesinde günün gazetesini bulamamak, bozuk çalışmayan linkler görmek beni çok üzdü. Aslında tasarım noktasında benim çok hoşuma gitmişti. Sadece benim değil, “aklı fikri teknoloji” sloganı ile piyasaya çıkan bir grubun daha hoşuna gitmiş olacak ki; Taraf’ın sitesini aynen kendilerine kopyalamışlar. Hatta renkleri bile değiştirme gereği duymamışlar. ( http://yahoyt.com/ )
Bir grup teknoloji yazarının, medyada geleceklerini göremediklerinden, bazı abilerine özenip, medyayı dayanak yaparak başka iş yapmaya çalışmaları nafile çabasından başka birşey olmayan bu proje de yakın zamanda çöküp gidecektir. Bu projenin aslında dayanak aldığı yerlerin başında ise, Televidyon geliyor. ( http://televidyon.com/ ) . Televidyon ne midir? : Ya bizim neyimiz eksik, biz de televizyon işi yaparız, kameranın karşısına geçip konuş yeter diyen birkaç kendini bilmezin, marka ne demek bilmeden çıkardıkları ucubeye verilen isimdir. Tabi bu o insanların nasıl kolay bilişim muhabiri olduklarını gösteren güzel bir örnek değil midir?
Bundan sonra ne olacak? Bu böyle gidecek bu dejenere insanlar hayatlarını kazanmak için etrafı zehirlemeye devam edecekler. Ama birileri bu beş para etmez kişilerin altlarındaki halıyı birgün kaydıracak. Bakın kendini Manchester United web sitesi zanneden Galatasaray web sitesini kopyalayan Malatyaspor web sitesinin düştüğü hali, ibreti alem olsun diye yayınlıyorum. Malatyaspor hatırası…

23
Oct
08

Hangi Yüzle geldin? 2yuz’le geldim…

Her ne kadar rating yalanları sürüp gitsede, tv izleyicileri arasında bir kitle varki, onlar aslında rating raporlarına rağmen, bazı programları zirveye taşıyorlar. Bahsettiğim kitleyi ilk keşfeden Okan Bayülgen oldu… Gece kuşu’nu bütün imkansızlıklara rağmen uçurdu. Aynı kitle Avrupa yakası ve Gülse Birsel’i GAG fiyaskosuna rağmen dizilerin kralı yaptı. Son dönemde komedi dükkanı bu kitlenin bir numaralı programı oldu. Tolga Çevik ise bu kitlenin “superman”i… İşte konumuz Tolga Çevik’in bir reklamında bizim halka pek de uymayan ama beni gülmekten öldüren esprisi… Reklamda Tolga, yönetmenin hangi yüzle geldin sorusuna, formula1 kıyafetleri içinde, 2yuz’le geldim cevabını veriyor.
Okumaya devam edin ‘Hangi Yüzle geldin? 2yuz’le geldim…’

09
Oct
08

Cebit’de neler var?

Malum herkes CeBIT’te bu hafta. Fuar sektörün toplandığıı bir yer olduğu için, dedikodunun da merkezi. Bu da bize yazacak malzeme çıkarıyor tabii ki.

Öncelikle sektörün liberalizasyonu konusundaki haberleri yazmak istiyorum. Malum Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, yıllar önce telekom sektöründe aynı anda hem liberalleşme hem de özelleştirme yapılacağını söylemişti. Bunu dünyada bizden başka da kimsenin yapmadığını. Türk olmanın farkını yaratıp yarısı liberal yarısı özel yeni bir frenkenstein yaratmayı başardılar. Şimdi bakıyoruz yarım özel yarım liberal bir dev karşımızda duruyor. Tabii bunun devlete, millete zararını şu an net görmek mümkün değil ama bunu çok yakından hisseden şirketler olduğunu da biliyoruz. Lisanslamasını yapıp, liberalleşmeyi bekleyen şirketler gerçekten zor durumda.
Okumaya devam edin ‘Cebit’de neler var?’

23
Sep
08

Venture Capitallerin Türkiye’deki rezil durumu

Türkiye’de birçok internet zekası, hergün yeni birşeyler buldum diye yollara düşer. Bunların bir kısmı fikrinin o kadar değerli olduğuna inanır ki; size fikrini anlatıp, yorumunuzu almak için gizlilik anlaşması imzalamaya bile çalışırlar. Bunlara her zaman çok gülmüşümdür. Ancak durum sadece onlar için böyle komik değildir. Aynı komedi, venture capital şirketlerinde de devam edip duruyordur. Okumaya devam edin ‘Venture Capitallerin Türkiye’deki rezil durumu’
23
Sep
08

İnternette İtibar Yönetimi

Ahmet Kekeç Salı günü Star Gazetesindeki yazısında Sapıklarım diye bir başlık atmış. Merak ettim okudum. Hani mahallenin büyük çocuğunun karşısına çıkamayan,ufaklıklar pusu kurup arkadan taş atarlar. Büyük çocuk arkasını döndüğünde kimseyi göremez canı sıkılır, bir hedef olsa fena halde dövecektir ama yoktur. Okkalı bir küfür sallar. Okumaya devam edin ‘İnternette İtibar Yönetimi’

23
Sep
08

Oradan Buradan

  • Efendim TTnet yeni reklamlarına başladı. Bir dedikodu Paul Doany’nin içerdeki bütün şirketlere her hafta bir ürün çıkaracaksınız talimatının eseri bunlar. TTnet son hız gidiyor ama keşke ne tarafa gittiğine biraz baksa. Ben TTnet’in son reklam kampanyaları ile Ixir’in reklam kampanyaları arasında ilginç bağlantılar görüyorum. Tabii bu durumda da yeni Banu Alkan’ımız Gülse Birsel olacak.

Okumaya devam edin ‘Oradan Buradan’

14
Sep
08

Aramızda frekansın lafı mı olur?

Bugün size dijital tv platformları, frekans tahsisi ve diğer ilginç konulardan bahsedeceğim. Ama öncelikle sanıyorum biraz medya’yı tanımak gerekiyor.
Medya sektörü oldukça ilginç dinamiklere sahiptir. Bazılarınız hatırlar, Dinç Bilgin, Yeni Yüzyıl’ı Korkmaz Yiğit’e satmıştı.
O dönemler gazeteciler için gezeteci bir patron çok önemliydi. Gazete içinde herkes ayaklanmıştı. Korkmaz beyin, ne zorluklarla(!!!) köşe yazarlarını ikna ettiği o dönem ağızdan ağıza dolaşmıştı. Hatta o dönemler bir erkek dergisinin editör’ü ya biri de bizi alsa biz de nasiplensek diye isyanlarda binanın içinde bir aşağı bir yukarı dolaşıyordu.

Okumaya devam edin ‘Aramızda frekansın lafı mı olur?’

08
Sep
08

Markaların internet rezaleti

 

Öncelikle geçen haftaki yazımıza gelen geribildirimler için teşekkür ederim. IMKB’nin sitesinden rahatsızlık duyan ne kadar çok insan varmış meğer. Gelecek haftalarda kamu sitelerine yeniden döneceğiz. Bir küçük ipucu vererek konuyu kapatalım, biraz Bilgi Edinme Hakkı Yasası’nı nasıl işletiyoruzu inceleyeceğiz.

Okumaya devam edin ‘Markaların internet rezaleti’

08
Sep
08

IMKB’nin teknoloji yatırımları son hız?

Belki bir kısmınız hatırlar, 28 Kasım 2007 tarihinde, belediyenin taşeron firmalarının birinde çalışan bir vinç yanlışlıkla IMKB’nin fiber optik kablolarını parçaladı. Bu sorun sabah seansının yapılamamasına sebep oldu. Bir sonraki seansta işlem hacminin 1 milyar YTL olduğunu göz önüne alırsak zararı artık siz hesaplayın…

Okumaya devam edin ‘IMKB’nin teknoloji yatırımları son hız?’